Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    MeLiss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    MeLiss isimli Üye şimdilik offline konumundadır Senior Member
    Üyelik tarihi
    05.Ocak.2014
    Mesajlar
    1,761
    Tecrübe Puanı
    7

    "Yaratılanı Severken,"ALLAH"ı Unutmak..!!

    Kur’an’da, insanın ALLAH’la ilişkisinde “unutma” fiili üç biçimde geçiyor.


    1) İnsan’ın ALLAH’ı unutması...

    2) ALLAH’ın insanı unutması...

    3) ALLAH’ın insana kendi kendini unutturması




    Bu konuda şu iki ayeti okuyalım:
    “ALLAH’ı unutan ve bu yüzden ALLAH’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan (fasık) kimselerdir.” (Haşr Suresi, 19)




    “Münafık erkeklerle münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendirler. Kötülüğü emrederler, iyiliği yasaklarlar ve ellerini kapatırlar (cimrilik yaparlar.) Onlar ALLAH’ı unuttular, ALAH da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıkların taa kendileridir.” (Tevbe Suresi, 67)
    Kur’an açısından baktığımızda problemin “insanın ALLAH’ı unutması”nda toplandığı açıktır: İnsan ALLAH’ı unutunca ALLAH da insanı “unutuyor” veya ALLAH insana kendi kendisini unutturuyor.






    Yine Kur’an açısından baktığımızda “ALLAH’ı unutan insanlar”ın “münafıklar” veya “fasıklar” olduğunu öğreniyoruz. Yani Kur’an bize “ALLAH’ı unutma” fiilinin ancak münafık ve fasıklara yakışacağını öğretmiş olmaktadır.
    Kur’an’da insanla ilgili unutma fiilinin bir de “Hesap Gününü unutma” biçiminde zikredildiğine tanık olmaktayız. Casiye Suresi’nin 34’üncü ayeti şöyledir:




    “O gün şöyle denilir: ‘Siz dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, Biz de sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan hiç kimse de yoktur.’
    Aslında “Hesap Günü”ne yönelik unutma fiilinin de gerçekte ALLAH’ın “bir gün” dünyada olup bitenleri “yargılayacağı” inancına yönelik bir unutma olduğunu düşünürsek, sonuçta ALLAH’ı unutmanın bir uzantısı olduğunu görürüz.
    Asıl soru şudur: İnsanın ALLAH’ı unutması ne demektir?
    Cevap da şu olmalıdır:





    -İnsanın ALLAH’la olmazsa olmaz ilişkisini yok farzetmesi, görmezden gelmesidir.



    ALLAH’ın insanla olmazsa olmaz ilişkisi dediğimizde de, insanın yaratılışını, varoluşunu, hayatını idame ettirmesini, hayatını idame ettirdiği vasatı (dünya, kainat), nefes alışını, yemek yiyişini, yediği yemeği (rızkı), üreyip çoğalışını (neslin devamı), sevmeyi, sevilmeyi, hayatının sona erişini ve bu arada insan hayatına giren binlerce, milyonlarca, milyarlarca oluşu ancak ALLAH’ın dilemesi ile gerçekleştirdiğini unutması anlaşılıyor.




    Peki “unutma” neden bu kadar, yani ALLAH’ın hoşnutsuzluğunu çekecek kadar önemlidir?






    Çünkü bütün bu olmazsa olmaz ilişki çerçevesi, insanın ALLAH’la bir “hukuk”unun olmasını gerektiriyor ve insan unutunca, bu hukuku da devre dışı bırakacağını sanıyor.
    İnsanın ALLAH’la hukuku, öncelikle ALLAH’a karşı görevlerin çerçevesini gerektiriyor, sonra ALLAH’ın evreni ve insanı yaratmadaki gaye çerçevesinde insanın nasıl bir dünya hayatı süreceğine dair ölçüleri vaz’etmesini gerektiriyor:




    İnsan – insan ilişkileri, insan – çevre ilişkileri ... Buna göre insan ALLAH’ı unutunca bu anlamdaki “hududullah – ALLAH’ın sınırları”nı da devre dışı bırakacağını düşünüyor.






    Peki ne anlaşılmalı “ALLAH’ı unutmak” deyince?
    “ALLAH’ı unutmak” haşa “ALLAH yok” demek değil belki, ama O’nu zihnin geri planlarına itmek, gündeminde bulundurmamak, yok farzederek bir
    dünya kurmak anlamına geliyor.



    Kendi kendime doğuyorum, kendi kendime nefes alıyorum, neslimi kendi kendime devam ettiriyorum ve bütün bunların sonucu olarak kendi kuralımı kendim koyuyorum.







    Ölümü unutabiliyor muyum? Ölümden sonrayı unutabiliyor muyum? Bunlar zor şeyler belki, ama unutmuş gözükerek yaşamaya çalışıyorum...
    İnsan ALLAH’ı unutunca, dünyada, ALLAH’ın ölçüleri dışında bir yapılanmaya gidiyor.





    Elmalılı M. Hamdi Yazır, Haşr Suresi (19)’ndeki “ALLAH’ı unutanlar”la ilgili ayetin tefsirini yaparken “ALLAH’tan korkmaz, hukukunu tanımaz ve O’nun sonsuz korumasından yardım dilemez olmuşlardır” notunu düşüyor.
    Bu, bir başka ifadeyle insanın kendi hevasını tanrılaştırması durumudur.







    ALLAH’ın insanın unutma filine karşı Zâtı açısından mukabelesinin öncelikle “mukabele-i bil misil” yani “aynı ile karşılık” vermek, yani “unutmuşluğa mahkum etmek” sonra da “insanı kendi kendisine unutturmak” olduğunu yukarda verdiğimiz ayetlerde belirtmiştik.


    Elmalılı Hamdi merhum “ALLAH’ın kendi kendilerine unutturduğu” insanları da şöyle tasvir ediyor:

    “Sarhoş gibi ne yaptıklarını bilmezler. İnsan nefsinin, beşer hukukunun kıymetini anlamaz, adi şeylere tapar ve insanlığı zelil ederler. Ayrıca kendilerini kurtaracak hayır ve hasenatı düşünmez, azaptan koruyacak işler yapmaz, ve yarın için bir şeyler hazırlamazlar...




    Netice olarak denilebilir ki, onlar kıyamet günü öyle dehşetli trajedilere maruz kalırlar ki kendilerinden geçerler. Hatta ruh yoktur deyip duranlar dahi, böyle kendilerini unutmuş, insan varlığının en mühim ayırıcı unsurunu teşkil eden şuur nimetini kavrayamamış kimselerdir. İnsanın kendisini hissetmesi fıtri olduğu için şuurdan, şuurun hukukundan ve onun ALLAH’a bakan yönünden gaflet edenlerin fıtratı bozulmuş kimseler olduklarına tenbih için unutmak ile ifade edilmiştir.”





    Özetle Elmalılı, “ALLAH’ın kendilerini kendilerine unutturduğu” insanları, varlık şuuru silinmiş insanlar olarak değerlendiriyor.
    Peki, “Unutma” fiili ALLAH’a izafe edilmeyeceğine, ALLAH Teala “unutmak”tan münezzeh olduğuna göre “ALLAH’ın insanı unutması” nedir?
    Belki de “unutma” filinde insana yönelik en büyük tehdidi ihtiva eden boyut ALLAH’ın insana aynı ile mukabele etmesidir. Yani “madem unutuyorsun...” diye başlayarak insanın ilahi alakanın en uzağına düşürülmesidir.



    Aslında bu, bir anlamda insanın şah damarının kesilmesinden farksızdır. İnsanın ALLAH tarafından yok farzedilmesi nasıl bir şey olurdu, bunu düşünmek bile ürperticidir. Sizin iradenizle, kudretinizle hayatını devam ettiren birisine “unuttum seni” dediğinizi düşünün bir. Nasıl bir müeyyide olurdu bu? Rahmetinin kesilmesi midir, bereketinin, lutfunun, selametinin.... Belki bunun için Kur’an’da “ALLAH’ı unutan bir kavmin maneviyatı mahvolmuş bir millet olacağı” bildiriliyor. (Furkan Suresi, 18) Maneviyatı mahvolmuş bir millet... Milletler... Nasıl bir şey bu? Belki ALLAH’ın insana kendi kendini unutturması da “unutma” diye nitelenen ilahi tavrın bir uzantısıdır.






    Kur’an’da “unutma” fiili ile bağlantılı bir başka kavram “gaflet” kavramıdır. Yani ALLAH’la ilişkisinin farkında olmayan insanı anlatır “gafil” vasfı. İşte o “gafiller”i anlatırken Kur’an, bakınız nasıl bir çerçeve koyuyor önümüze:
    “Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar, gözleri vardır, onlarla görmezler, kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” (Araf Suresi, 179) Demek ki Kur’an çerçevesinde “gaflet” çukuruna düşen insanın kalbi kavrama, gözleri görme, kulakları işitme hassasını kaybetmiş, kendisi de hayvanlıktan bile daha büyük bir şaşkınlığa düşmüş demektir.





    Demek ki insanlık “ALLAH bilgisi - şuuru”na sahip olmakla var olabilen bir özelliktir.
    “Gaflet”in karşı kutbunda “ALLAH’la birlikteliğin farkında olmak” var. Ona Kur’an ifadesince “zikr’ullah” diyoruz. “Zikrullahtan kopuk”, yani “Gafil”, yani “unutmuşlar zümresinden” bir insanı Kur’an şöyle anlatıyor:
    “Rahman olan ALLAH’ı anmaktan uzak yaşayana, yanından hiç ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş olarak musallat ederiz. Artık o şeytan daima onunla beraberdir.” (Zuhruf Suresi, 36)






    Demek ki, ALLAH’ı unutanın yanına Şeytan sokuluyor ve onun hayatı artık Şeytan’ın arkadaşlığında geçiyor. Kur’an açısından baktığımızda ise Şeytan’ın insan için “apaçık bir düşman” olduğunu görüyoruz. Kur’an bize “Şeytanın adımlarına uymayın” çağrısında bulunuyor. (Bakara Suresi, 168)

    Belki de “unutma – gaflet” gibi, ALLAH tarafından sakındırıldığımız tüm olumsuz özellikleri düşündüğümüzde ortaya “İnsanın kendisinin apaçık düşmanı olan Şeytanın adımlarına uyması” sonucuna varıyoruz. ALLAH’ı unutan insanın varıp duracağı yer, Şeytan’ın arkadaşlığıdır.





    Zamanımıza geldiğimizde, dünyanın bir süredir “ALLAH’ı unutma” depremi ile sarsıldığını söylemek mümkün. Niçe “Tanrı öldü” derken haşa ALLAH’ın öldüğüne inanıyor değildi. Kendi kafasında yok etmeyi deniyordu ALLAH’ı... İnsanı bile aşıp, bir tür Tanrı-İnsan üretmeyi hedeflemişti. Sonunda kendisi çıldırarak öldü, felsefesinden de Hitler türü dünyayı ateşe veren megalomanlar doğdu. August Comte – Marks - Darwin gibi teorisyenler, Stalin –Mao gibi uygulayıcılar, deistler, ateistler, boy boy ALLAH’ı insanın ilişki alanı dışına çıkarmak isteyenler, sonunda getirip bir ateş çukurunun kenarına bıraktılar insanoğlunu... Şiddet, alkol, uyuşturucu, kuralsız cinsellik, intihar... İnsanoğlu savruluyor kendi beninin fırtınalarında...






    Kendi kendinizi düşünün bir. ALLAH’ı unuttuğunuz zamanlarda insanlık haysiyetinizdeki aşınmayı... İçinizde büyüyen canavarları... Hayvandan öte vahşileşmeleri... Kural çiğneme şehvetini... çamurlaşmayı, kire bulanmayı, bunaltıyı, bulantıyı, ruh daralmasını...
    Küresel çapta bir insanlık aşınmasına tanık oluyorsak bugün, vahşet kıta kıta kol geziyorsa, insanın insana karşı sorumluluğu sıfırlanmışsa, sömürü küreselleşmişse, açlık, sefalet küreselleşmişse, tanrı adı bile kişisel ve kavmi çıkarlara alet edilebiliyorsa, hepsinde ALLAH’la ilişkideki hassasiyet aşınması mevcuttur, yer yer yürek çürümeleri vardır...






    İnsanoğlu, “bir gün” ALLAH’la buluşacağına dair bilinç aşınmasına uğramıştır. “Halık”ı unuttuğu için varlığının anlamını yitirmiş, “Rezzak”tan koptuğu için Karunlaşmış, “malikül mülk”ten koptuğu için ülke ülke Firavunlaşmış , “Rabbül alemin”den koptuğu için kendinde tanrısal güçler vehmetmiş... “Basir”i unuttuğu için küçük dünyasında farkedilmeyeceğini düşündüğü suçlar işlemiş, “Hakim”i unuttuğu için yargısız dünya düşleri kurmuş...
    İnsanoğlu hüsrana düşmüş sonunda...






    ALLAH’ı unutan çağ diyesi geliyor insanın, insanın insani aşınmasını görünce...
    ALLAHinsana hitab ediyor:
    “Siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin!” (Bakara suresi, 152)
    “Unuttuğun zaman ALLAH’ı zikret!” (Kehf Suresi, 24)
    Unutmamalı ki “Onlar O’nu unutsa bile ALLAH hiçbir şeyi unutmuyor, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bir kitaba dercediyor. ALLAH her şeye tanıktır.” (Mücadele Suresi, 6)
    İnsanlık damarının yeniden ihyası için ALLAH’la buluşmak... Bugünün insanlık gündemi bu olmalı



Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

sayaç DMCA.com Protection Status
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımları iletişim bölümünden bizlere bildirebilirsiniz..Flatcast.web.tr Yönetmi