Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    MeLiss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    MeLiss isimli Üye şimdilik offline konumundadır Senior Member
    Üyelik tarihi
    05.Ocak.2014
    Mesajlar
    1,761
    Tecrübe Puanı
    7

    ÖRF ve ÂDET

    husus olabileceği gibi, özel anlamda kullanılan bir terim ve deyim de olabilir. Bunun için örfü kavlî ve amelî örf olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Misal olarak alışverişte fiyat, nikâhta mihr konuşulmamış olsa da insanlar adet olarak ne yapıyorlarsa buna itibar etmek fiilî örfdür. İnsanların “veled” kelimesini sadece erkek çocuklar için kullanmaları da kavlî örfe misaldir. İcmâ ile örf arasındaki farkın en önemlisi, icmanın müçtehitlerin ittifakı olması, örfte ise toplumun genel kabulü esastır. Avam ve havas her kesimin genel kabul ettiği şey örftür. Örfün Envaı:
    Örf gerek amelî gerekse kavlî nevilerinde ya âm (umumi) olur veya hâs (hususi) olur. Örf-ü âm, herhangi bir belde ahalisinin çoğunluğunun kabul ederek örf haline getirdiği hususlardır. Örf-ü hâs ise, bir beldede belli bir kesimin veya grubun adet haline getirdiği şeylerdir. Mesela, tüccarın tuttuğu veresiye defterinin borç ispati için hüccet sayılması özel örftür. Örfün şeriatte delil olması için “Örf-ü Sahih” olması gerekir. Örf-ü Sahih, bir helali haram veya bir haramı helal yapmadan insanların adet hâline getirdiği şeylerdir. Mesela kaparo verilmesi, mehrin muaccel ve müeccel diye ayrılması, erkeğin nişanlılık döneminde kız tarafına verdikleri hediyelerin mihirden sayılmaması gibi hususlar böyledir. Haramı helal yapan ve helâlı yasaklayan ve haram hale getiren örflere itibar edilmez. Bunlara “Örf-ü Fâsit” denir. Bankalardan faiz alınması ve kadınlı erkekli karışık düğünler ve eğlenceler tertip edilmesi, nişanlıların beraber gezmeleri ve flört etmeleri bu neviden dinen kabul edilemeyen örflerdir.
    Örfün Hüccet Olması:
    Ma’ruf, kelime anlamı “bilinen” demektir; ancak herkesin bildiği anlamında “örf” ve “örfe uygun” anlamını içine almaktadır.

    Örfün delil olması konusunda Kur’ân-ı kerimde “Annelerin maruf vechile, yani örfe ve âdete göre, yiyeceği, giyeceği çocuk kendisine ait olan babaya aittir. (Bakara, 2:233) “Ma’rufa uygun olarak borcunu ödemesi gerekir” (Bakara, 2:178) “Boşadığınız kadınlara örfe göre nafakalarını verin” (Bakara, 2:236) “Yetime de fakir ise örfe göre yiyeceğini ve giyeceğini verin” (Nisa, 4:6) gibi ayetler örfün esas alınması gerektiğini belirtmektedir.

    Fakihler örf ile ilgili genel kurallar geliştirmişlerdir. Mecellede örf ile ilgili olarak “Âdet muhkemdir.” (Md.36) “Örfen maruf olan şey, meşrut gibidir” (Md. 43) “Beyne’t-tüccar ma’ruf olan şey, aralarında meşrut gibidir.” (Md. 49) “Örf ile tayin nass ile tayin gibidir.” (Md. 45) bunlardan bazılarıdır.

    Bütün bunlaral beraber örf başlı başına bir delil değildir. Örfle amel genellikle maslahat-ı mürsele ile amel etmektir. Yani bir noktada örfe itibar maslahat ve makasıd-ı şeriat gereğidir. Bunun için tek başına bir delil-i şer’î değildir. Fer’î ve diğer delillere bağlı olan bir delildir. Örfe göre âmm olan hükümler tahsis edilir, mutlak olan hükümler takyid edilirler. Örf ancak bu konularda delil olur. Bazen olur ki örf esas alınarak kıyas terk edilir. içtihatlarda da örfün muktezasına göre amel edilir. (Şâtıbî, Muvafakat, 2:279-288)

    İslam bilginleri “Nassların mutlak varit olduğu meselelerde, o nassda veya dilinde (gramer kuralında) herhangi bir sınırlayıcı kaide ve kural yoksa o zaman örfe müracaat edilir. nitekim peygamberimiz (sav) “Müslümanları güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir” (Müsned-i Ahmed, 1:379) buyurmuşlardır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah sizin için dinde bir güçlük kılmadı” (Hacc, 22:78) buyurur. Fukaha ve hukukçular bu nassların tanıdığı sınırlar içinde örfe itibar ederler.

    Şer’î delillere aykırı olan “örf-ü fasit” ile amel caiz değildir. Bunun için aldatmaya dayanan faizli alışverişler ve garara/aldanmaya sebep olan akitler de şer’an müsamaha gösterilmez.

    Örf-ü Sahih ise ahkâmda, kazaî meselelerde ve içtihatta makbuldür. Zira bu davanın hallini ve hakkın teslimini teshil ettiği gibi şeriate de muhalif değildir. Bu sebepten dolayı İslam bilginleri ve fakihleri “Şer’î hükümlere aykırı olmayan örf hakem alınır” ve “Örfen sabit olan nassla sabit olmuş gibidir” kuralını koymuşladır.

    Örfün delil olmasının sebebi meşakkatlerin izalesi, sıkıntıların giderilmesi ve adaletin sağlanması, maslahatların giderilmesi ve mefsedetlerin defi içindir. Evlilikte denkliğe uymak, mirasta ve velayette asabe olan akrabaların takdim edilmesi gibi hususlar bunlardır.

    Şeriat insanlara zararlı olan ve toplumu fesada götüren örfleri ve adetleri ortadan kaldırmıştır. İçki, kumar, fal, putlara tapınma, faizli alışverişler, kızların öldürülmesi ve mirastan mahrum edilmeleri bunlardan bazılarıdır.
    Örfle İlgili Verilen Hükümler:
    Fukaha birçok meselede örfle amel etmişlerdir. (Resail-i İbn-i Âbidîn, 2:121) Elde olmayan malın satışı caiz değildir; ancak örfen sipariş verilerek parası önceden ödenmek şartı ile mal alınabilmektedir. Yine garantili satışlar ve garanti süresi içinde bozulan malın tamirinin ve masraflarının firmaya ait olması da örfen kabul edilen bir husustur.

    Ebu Hanife’ye (ra) göre şahadet için şahitlerin tezkiyesine ihtiyaç yoktu. Çünkü peygamberimiz (sav) “Müslümanlar birbirlerine karşı âdil sayılırlar” (İbn-i Kayyum, İ’lâmu’l-Muavvikîn, 1:30) buyurmuştur ve Hz. Ömer (ra) Ebu Musa’ya mektubunda bu cümleyi aynen yazmıştı. Ancak Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed şahitlerin tezkiyesini şart koşmuştur. Sebebini de zamanla ahlakın bozulması ve yalancılığın yaygınlaşmasını delil göstermiştir.

    Nass bulunmayan konularda örfe itibar ederek fetva verilmesi esastır; ancak fetva verecek kimsenin de âlim olması gerekir. İbn-i Abidîn “Hâkim hâdiselerin külli hükümlerini, bizzat olayı ve insanların hallerini çok iyi bilmelidir. Ancak böylelikle doğruyu ve eğriyi birbirinden ayırabilir. Sonra birini ötekine mukayese etsin ve olay için gereken hükmü versin ve gerçeğe aykırı düşmesin. Örf ile fetva veren müftülerin de zamanı ve çağındaki insanların hallerini, örfün âmm mı, hâs mı, nasslara aykırı mı değil mi, bunların tamamına vakıf olması lazımdır. Ayrıca iyi bir eğitim almış olmalı ve bir kısım meseleleri bilmekle yetinmemeli, kendisini daima yetiştirmeye çalışmalıdır” demiştir.
    Konu Bilgileri
    Benzer konular


Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

sayaç DMCA.com Protection Status
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımları iletişim bölümünden bizlere bildirebilirsiniz..Flatcast.web.tr Yönetmi